Sen istanbul olsaydın... Ben sende konacak bir dal bulmayan martı gibi çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere..! Sen istanbul olsaydın... Sen istanbul olsaydın aşka doğru... Bürünüp sevda rengine,dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde. Ve ben...Bense bir güneş gibi yakalamaya gelirken seni;saplansaydım kipriklerine tam kalbimden... Düşseydim ufkuna,kan-revan içinde!.. Sen istanbul olsaydın,ve sorsaydın halimi kanatsız güvercinlere! Sen istanbul olsaydın; Ve zindanım olsaydın!.. Sen istanbul olsaydın; Saçların ekim,in yirmialtısındakiçınar yaprakları tonunda,ve gözlerin marmara denizinin renginde olurdu değilmi? Ve sen istanbul olsaydın; Henüz gözden deryalar,güllerden kan damlamadan!.. Ve bilip dağlardan klyonlar geçirmeyeceğimi;önüme surlar dikmeden ve yoluma zincirlr çekmeden... O ilk...Altından güllem,düştüğünde tam kalbinin üstünde açardın kapıları bana değilmi; Sen istanbul olsaydın?.. Sen istanbul olsaydın; Bir beyaz güvercinin,şahbazdan korkuşu gibi ürkerdin benden... Sen istanbul olsaydın... Ama sorsaydın halimi de,kanatsız güvercinlerden! Sen istanbul olsaydın; Ve zindanım olsaydın!...