|
(LOVE ALLAH) Allah'ım Senden Senin aşkını istiyorum. güzel yarattıklarının sevgisini değil, o güzelleri yaratanın aşkını istiyorum Senin aşkını istiyorum. ben baki olanın, senin baki aşkını bana nasip et. kalbimi dünyadakilerden koru, oraya sende başkasının sevgisi, aşkı girmesin. sırf senin aşkınla dolsun taşsın. sevdiklerimide senin hesabına sevmeyi bana nasip et. bütün zerrelerim senin olduğu gibi şu kalbimde senin olsun, yanlız ve yanlız senin olsun...
Bilmiyordum Ya Rabbi yanlızca Seni sevmem gerektiğini, öğretilmedim yanlızca Seni sevmem gerektiği ama öğrendim artık yalnızca Seni seveceğimi, sevdiklerimi de Senden ötürü sevmem gerektiğini. bana yanlızca Senin sevgini Senin aşkını nasipet. Sevdiklerimi Senin için sevmeyi nasip et. şu Kendin için yarattığın kalbime Senden başkasının sevgisi aşkı girmesin. Ya İlahi benim gibi Seni sevmemiz öğretilmemiş olan müslüman kardeşlerimede yanlızca Seni sevmemiz gerektiğini. Senden başka hiç kimsenin Seni sever gibi sevmeye layık olmadıklarını öğret, kalplerini Senin sevginle Senin aşkınla doldur. Ya Rabbi bizlere bakara süresinde övdüğün sevgiyi nasip, yerdiğin sevgiyi değil. Bizler yanlızca senin rızanı senin sevgini Senin aşkını dileyenlerdeniz. Bizim kalplerimizi bu övdüğün sevgi üzerine sabit kıl. Amin
İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir (Bakara Süresi Ayet:165)
Ya Rabbi! Şu Kendin için yarattığın kulunun ve bu kulundaki kendin için yarattığın kalbimde senden başkası olmasın, Senden başkası girmesin. senden başka hiçbir şey girmesin. yanlızca sen ol bu kalbimdeki. Nasıl ki senden başka ilah yoksa senden başkasının aşkıda olmasın Ya rabb!
Ya Rabbi! Beni senden başka hiçbir şeye gönül vermeyen birisi olarak yaşat! Senden başka hiçbir şeye gönül vermeyen birisi olarak öldür! Senden başka hiçbir şeye gönül vermeyenlerle birlikte haşır eyle dirilt...
Ya Allahım çiçeklere aşkının ateşi düşer açar, aşkının ateşiyle yanar kurur yok olur, benimde gönlümü o çiçek misali aşkınla aç, aşkınla yak, aşkın üzerine bitir şu gönlümü.. amin...
Ey güzelliği zatından ötürü olan Allahım! Senin aşkından güzel ne başka bir aşk tattım nede başka bir şey. Senin aşkından başka bütün aşklar elemlerle dolu Ya Rabb...
AŞK Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana'nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle ; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle , binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akil ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı ...
Mana Padişahı Mevlana'ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail "Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım." diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre'yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail'i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber'i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler.
Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder :
"Gerçi başlangıçta akil muallimdi. Sonra akil üstatken ona talebe olur. Akıl, Cebrail gibi ; ' Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar. Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.' der. (Mesnevi,I/ 1112-14) Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk'a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah'a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27)
Diğer taraftan yalnızca görünen zahiri ibadetle de Cenab-ı Hakka ulaşmak yorucu bir iştir. Binde bir kişiye nasip olur. Nitekim ; "Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman , bu İlahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır. (Fihi Mafih, 325-326) (Bu aşk ise Allah'ın Resulunu uyularak, Allah'a kayıtsız teslimiyetinle, ibadetle kazanılır.)
Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir:
Birisi sordu : 'Aşıklık nedir ?' Dedim ki : " Benim gibi olursan bilirsin !" (Mecalis-i Sab'a, 82)
Yüce Sultanın "Ben ol da bil!" sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , "bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar. Yine Mesnevide :
"Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır. Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner. Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder. Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme." (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir.
Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)
Mevlana ; "Anam aşk, babam aşk, Peygamberim aşk, Allahım aşk, Ben bir aşk çocuğuyum, Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."
sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.
Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;
"Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)
"Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.
Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.
Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.
Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.
"Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)
"Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :
"Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi , I /2861)
Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır.
Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar:
"Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir. Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan... Mademki kafatasında aşk şarabı yok, Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..." (Rubailer,126)
"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)
Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:
"Baht sana yar olur, yaver kesilirse; Aşk, seninle işe güce girişir. Aşksız ömrü hesaba sayma; O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..." (Mecali-i Saba 43)
|
1- Basina gelen musibetin Allah'dan oldugunu,
2- Dilini tutmayi,
3- Allah'in va'dine inanmayi,
4- Ölüme hazirlikli olmayi,
5- Her yerde çokça Allah'i zikretmeyi.
Zikrin faydasi bes'tir :
1- Allah'in rizasini kazandirir,
2- insandaki ibadet arzusunu artirir,
3- insani $eytandan korur,
4- Kalbi yumusatir,
5- Günah islemeyi önler.
"Subhanallahi velhamdülillahi velâ ilâhe
illallahü vallâhu ekber" in bes özelligi :
1- Bunu okuyan,çok zikredenlerden olur,
2- Bu cümleler çok faziletli'dirler,
3- Bu cümleler onun,Cennette dikili agaci olur,
4- Bunun sebebiyle günahlar dökülür,
5- Bunu okuyana Allah azab etmez.
Herkes su bes seyle mesgul olurken,
Sizde diger $u Be$ seyle mesgul olun :
1- Herkes çok amellerle mesgul olurken,
siz de en güzel amelle mesgul olun.
2- Herkes nafilelerle mesgul olurken,
siz de Farzlarla mesgul olun.
3- Herkes baskalarinda kusur ararken,
siz de kendi kusurlarinizla ugrasin.
4- Herkes dünyayi imar etmeye çalisirken,
siz de ahiretinizi imara çalisin.
5- Herkes yaratilmislarin takdirini ararken,
siz de Yaratanin rizasini aramaya çalisin.
Kalbi karartan sey bestir :
1- Günah üzerine günah islemek,
2- Karni tok iken yemek yemek,
3- Haksiz yere mal yigmak,
4- Namazi zamaninda kilmamak,
5- Sol el ile yemek yemek.
Kalbi parlatan bes sey :
1- ihlas siresini çok okumak,
2- Az yemek,az içmek,
3- Helâl $eylerden yemek,
4- ilim sohbetlerinde bulunmak,
5- Gece fazlaca Namaz kilmak.