|
>Sedat, 1986 doğumlu, ay yüzlü, koca kafalı, yumurta gibi bir çocuk. > >Sakalları oldukça sık çıkıyor ama yine parlak bir cocuk. Babasınınkiler de öyleymiş. O yüzden > >güneş gibi parlıyor işte. Hatta bir keresinde Sahilde yürürken, kadının > >biri Sedat'ı durdurup, "ya kusura bakma, aydınlık yüzlü birini bulmak zor, > >sana bir adres sorabilir miyim?" demişti. Aslında bir tek sakal değil, > >Sedat'ta genel bir kıllık durumu hakim. Evrimini tamamlamış bir soydan > >geliyor yani. > > > >Ayrıca Sedat'ın ayakları tamı tamına 44 numara. Birçok kişi bilmez 44 > >numara ayak ne demek. Eğer Sedat gibi koca ayaksanız, bir mağazaya > >girdiğinizde, beğendiğiniz ayakkabıyı değil içine girdiğiniz ayakkabıyı > >alırsınız. Veya ne bileyim, bowling oynamaya gidersiniz, herkes ayakkabı > >alırken 37, 39 bilemedin 42 gibi, cici bici numaralar söylerken siz > >"KIRRKDÖRT" diye kükrersiniz. > > > >Hele bir galoş muhabbeti vardır ki hiç sormayın. Örneğin dişçiye gidilir. > >Annenin ayak numarası 36. Ayağına "şıkırt" diye geçirir, salona geçer. > >Babanın ayak numarası 41. Şıkırt diye geçirir ayağına, o da yerine gider. > > > >Sedat yine en arkaya kalmıştır. Bilir çünkü başına gelecekleri. Prosedür > >işlemeye başlar; > > > >Rahatça bir yere yerleştikten sonra, galoş ele alınır ve topuğa arka bölümü > >saplanır. İki kolla galoşun ön bölümü kavranır ve var gücüyle galoş öne > >doğru çekilir. Tabi haliyle bot, galoşların içine girmez. Galoş sağdan > >soldan atmaya başlar. Çizgi çizgi yırtıklar oluşur, birçok yerden > >saydamlaşmalar başlar. Eğer galoş iki parçaya ayrılmadıysa ne ala. 10 > >dakika güreştikten sonra, Sedat kündeyi çakar ve 10 puan. Derin yırtmaçlı > >galoşu kullanıma hazırdır... > > > >Sedat'ın ağzı da, maşallah, deniz derya kocamandır. Ağzını sonuna kadar > >açtığında, ortaya nerdeyse suratı kadar bir boşluk daha çıkıverir. Mesela > >küçükken Sedat doktora giderdi. Doktor eline tahta maşayı alır, Sedata > >yaklaşırdı... Sedat ağzını bi açardı. Doktor maşayı, yerine koyardı. > > > >Yine ağızla ilgili; 13 yaşlarındayken Sedat'ın ses tellerinde nodül denilen > >bir enfeksiyon meydana gelmişti. Çünkü Sedat çok bağırarak konuşurdu, sesi > >gür çıkardı. İlkokulda "andımız"ı okuyan çocukları hatırlayın. Şimdi > >bakkalda o ses tonuyla konuşan birini hayal edin. İşte Sedat öyleydi. Tabi > >buna nefes yetse de ses telleri yetmeyebilirdi... Haliyle yetmedi de... Tam > >4 yıl boyunca 2 haftada bir U.Ü Tıp Fakültesine kontrole gitmesi gerekti. > >Oradaki doktoru, ilk gün mini bir kamerayı (mini dediğime bakmayın, 30luk > >çelik cetvel gibiydi) sedatın ağzına soktu, gerekli analizlerini tamamladı. > >Seans bittiğinde, annesine "Sedat çok iyi bir model" dedi. Bundan sonraki 4 > >sene boyunca Sedat'ın kontrollerine 20 kişilik öğrenci kafilesi eşlik etti. > > > >Bunların dışında Sedat'ın ellerinde de garip bir durum söz konusu. > >Uygulamalı göstereceğim. Şimdi avcunuzu açın. Tam parmaklar bittikten > >sonra, avuçiçinize geçmeden önce, ufak bi çıkıntı varya... İşte Sedat'ta o > >çıkıntı yok... Dümdüz... İğrenç... Çünkü Sedat'ın el parmaklarının arasında > >perde var. Evet evet... Sedat'ı küçükken radyoaktif bir ördek ısırmış > >olmalı.
|
Tu tambien enviale una Postal a su Hi5 - MySpace
HELLO BABY!!